9. Sınıf Dil ve Anlatım Konuları10. Sınıf Dil ve Anlatım Konuları11. Sınıf Dil ve Anlatım Konuları12. Sınıf Dil ve Anlatım Konuları

Destekleyenler

Destekleyenler
İkilemeler

İkilemeler

İkilemeler

Anlamı pekiştirmek, güçlendirmek, anlatımı daha çekici hale getirmek için aynı sözcüğün, eş, yakın, karşıt anlamlı veya sesleri birbirini çağrıştıran sözcüklerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulan sözcük grubuna “ikileme” denir.

Örnekler: Eski püskü, uzun uzun, şırıl şırıl, abuk subuk, cam çerçeve, fokur fokur, tir tir titremek vs.

İkilemlerle ilgili sorular genellikle aşağıda inceleyeceğimiz “oluşum şekilleri” ya da “cümledeki görevleri” ile ilgili gelmektedir.

İkilemelerin Oluşum Şekilleri

  • Aynı sözcüğün tekrar edilmesiyle oluşturulur:

Örnekler: Ağır ağır, yavaş yavaş, adım adım, ince ince, uslu uslu, açık açık, uzun uzun, iri iri,  koşa koşa, ılık ılık, usul usul, akın akın, gide gide, tuhaf tuhaf, sıkı sıkı, yüze yüze, otura otura, deste deste, gürül gürül, ağlaya ağlaya, bir bir, deste deste,  vb.

Örnek cümleler:

Hızlı hızlı yapacağını bilsem de ondan bir şey istemem.

Balkonda serin serin oturmanın keyfi başkadır.

 

  • Eş anlamlı sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Güçlü kuvvetli, ses seda, şan şöhret, akıllı uslu, köşe bucak, kılık kıyafet, yorgun argın, laf söz, mutlu mesut, sağlık sıhhat, evirmek çevirmek,  gizli saklı, ilgi alaka, kesin kati, kural kaide, zarar ziyan, zengin varlıklı,  hısım akraba, ite kaka vb.

  • Yakın anlamlı sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Eş dost, doğru dürüst, ağrı sızı, gelenek görenek, yer yurt, üst baş, kırılmak darılmak, bıkmak usanmak, uğraşmak didinmek, sağ salim, sorgu sual, akıl fikir, ak pak,  az buçuk, mal mülk, yalan yanlış vb.

  • Zıt/Karşıt anlamlı sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: İyi kötü, aşağı yukarı, ileri geri, az çok, irili ufaklı, er geç,  bata çıka, düşe kalka, aşağı yukarı, gide gele, alt üst, altı üstü, acı tatlı, büyük küçük, dost düşman, enine boyuna vb.

 

  • Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerle oluşturulur: Bu ikilemelerde, anlamsız sözcüğün anlamlı kelimeden önce kullanıldığı da görülür, sonra kullanıldığı da.

Örnekler: Eğri büğrü, çoluk çocuk, cümbür cemaat, eski püskü, ezik büzük, yırtık pırtık, falan filan, sıkı fıkı, tek tük, ufak tefek, yamalak vb.

 

  • İkisi de anlamsız sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Abuk subuk, ıvır zıvır, abur cubur, eciş bücüş, apar topar, mırın kırın, çıtı pıtı, paldır küldür vb.

 

  • Yansıma sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Tıkır tıkır, şırıl şırıl, horul horul, fokur fokur, şarıl şarıl, vızır vızır, çatır çatır, çıtır çıtır, gümbür gümbür,  lıkır lıkır,

 

  • Yakın anlamlı sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Eş dost, doğru dürüst, ağrı sızı, gelenek görenek, yer yurt, üst baş, kırılmak darılmak, bıkmak usanmak, uğraşmak didinmek, sağ salim, sorgu sual, akıl fikir, ak pak,  az buçuk, mal mülk, yalan yanlış vb.

 

  • Zıt/Karşıt anlamlı sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: İyi kötü, aşağı yukarı, ileri geri, az çok, irili ufaklı, er geç,  bata çıka, düşe kalka, aşağı yukarı, gide gele, alt üst, altı üstü, acı tatlı, büyük küçük, dost düşman, enine boyuna vb.

 

  • Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerle oluşturulur: Bu ikilemelerde, anlamsız sözcüğün anlamlı kelimeden önce kullanıldığı da görülür, sonra kullanıldığı da.

Örnekler: Eğri büğrü, çoluk çocuk, cümbür cemaat, eski püskü, ezik büzük, yırtık pırtık, falan filan, sıkı fıkı, tek tük,  yamalak vb.

 

  • İkisi de anlamsız sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Abuk subuk, ıvır zıvır, abur cubur, eciş bücüş, apar topar, mırın kırın, çıtı pıtı, paldır küldür vb.

 

  • Yansıma sözcüklerle oluşturulur:

Örnekler: Tıkır tıkır, şırıl şırıl, horul horul, fokur fokur, şarıl şarıl, vızır vızır, çatır çatır, çıtır çıtır, gümbür gümbür,  lıkır lıkır,

 

  • İkinci kelimenin başına “m” ünsüzü getirilerek oluşturulur:

Örnekler: para mara, ev mev, yemek memek,

 

 

İkilemelerin Özellikleri

 

İkilemeler Nasıl Yazılır?

  • İkilemeyi meydana getiren sözcükler ayrı yazılır. Bu sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konmaz:

Başbaşa verip bu işin içinden nasıl çıkacaklarını konuştular. (Yanlış)

Baş başa verip bu işin içinden nasıl çıkacaklarını konuştular. (Doğru)

 

Kardeşinin eğri-büğrü yürümesine sinirlenmişti. (Yanlış)

Kardeşinin eğri büğrü yürümesine sinirlenmişti. (Doğru)

 

  • Bazı ikilemeler zaman içinde kalıplaşarak bitişik halde kullanılır duruma gelmiştir.

* Hayatımı altüst ettin.

* Bir saat hoşbeş edip hasret giderdik.

* Kendi aranızda fısfıs konuşmayı bırakın!

* Aldıklarını buzdolabına şipşak yerleştiriverdi.

* Bu akşam menüde cızbız köfte vardı.

* Hep susuyor, hiç kimseyle yüzgöz olmak istemiyordu.

* Karmakarışık bir ilişkinin ortasında buldu kendini.

 

  • Sözcüklerinden birinin önüne “m” ünsüzü getirilerek yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır:

süt müt, ceket meket, para mara, cam mam, yangın mangın.

 

  • İsim hal ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır:

* Göz göze geldiğimiz o günü unutmam mümkün mü?

* İşleri hızlıca bitirmek için el ele vermek gerekiyor.

* Ardı ardına gelen bu haberle adete beyninden vurulmuşa döndü.

* Hakem o pozisyonun omuz omuza mücadele olduğuna karar verdi.

* Borçlarını günü gününe ödemekten hiç ödün vermezdi.

* Odasının bir duvarını baştan başa enstrümanlarla donatmıştı.

* Boşu boşuna telaş yaptık.

 

Örnekler: *baş başa, *diz dize, *iç içe, *yan yana, *daldan dala, *günden güne, *içten içe, *yıldan  yıla; *başa baş, *bire bir,  *dişe diş,  *teke tek, *ardı ardına, *boşu boşuna, *darı darına,  *peşi peşine,

 

  • İkilemenin arasına “mi” edatı getirilerek anlam daha da kuvvetlendirilebilir.

* Güzel mi güzel

* Dertli mi dertli

 

İkilemeyi Oluşturan Sözcükler Ek Alabilir mi?

  • Türkçede, çekim eki alarak (iyelik eki, hal ekleri vs) meydana gelen ikilemeler bulunmaktadır.

el ele, diz dize, göz göze, nefes nefese, baş başa, arka arkaya, kıyıda köşede, sağdan soldan, eli ayağı, saçı başı, kaşı gözü, uzaktan uzağa

 

  • İkilemeyi meydana getiren kelimeler “yapım eki almış sözcükler” olabilir.

günlük güneşlik, irili ufak, güç kuvvetli, kırık dökük, yerli yersiz, dalgın dalgın, dertli dertli

 

İkilemeyi Oluşturan Sözcüklerin Yerleri Değiştirilebilir mi?

  • İkilemeyi oluşturan sözcükler, dilimizde kalıplaşmış bir şekilde kullanıldıklarından yerlerinin değiştirilmesi uygun olmaz. Yerlerinin değiştirildiğini varsayarak birkaç cümle oluşturacak olursak:

Subuk abuk laflarıyla hepimizi rahatsız etti.

Akşamları sadece zıvır ıvır yiyeceklerle beslendiğin için hastalanacaksın.

 Görüldüğü gibi yakışıksız bir anlatıma bürünüyor cümle. Bu yüzden yerlerinin değiştirilmesi doğru olmamaktadır.

 

İkilemelerin Cümledeki Görevleri Nelerdir?

  • İkilemeler cümlede isim, sıfat ve zarf görevinde kullanılabilir. Cümlede tamlama şeklinde bulunabilirler.

* Çok sevdiği bisikleti ile dağ taş demeden Beypazarı’na kadar gitti. (dağ taş = isim)

* Çocuklarını okutabilmek için malını mülkünü feda etti. (malını mülkünü = isim)

* Yıkık dökük bir odada koca bir ömür geçirdi. (yıkık dökük = sıfat)

* Memleketimin her bir yerini karış karış gezdik. (karış karış = zarf)

* Büyük yatırım yaparak kurduğu matbaa son zamanlarda tıkır tıkır işliyor. (tıkır tıkır = zarf)

 

İkilemeler ile ilgili TDK’nın sitesinde yayımlamış olduğu “İkilemelerin Yazılışı” adlı yazıyı da inceleyebilirsiniz.

DEYİM NEDİR?

Genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış birden çok sözcükten oluşan, bir kavramı ya da durumu karşılayan kalıplaşmış sözcük gruplarına “deyim” denir.

Abayı yakmak, barut fıçısı, cephe almak, bağrına taş basmak, saman altından su yürütmek, yarım ağız, malın gözü, ayıkla pirincin taşını, balık istifi, ayran gönüllü, gözü pek, eli uzun, nalları dikmek,  kel başa şimşir tarak, armut piş ağzıma düş…

 

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ

1. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir, kelimelerin yerleri değiştirilemez ve aynı anlama bile gelse yerine başka bir sözcük getirilemez. Farklı bir sözcük getirilir veya sözcüklerin yeri değiştirilirse, ifade etmeye çalışılan düşünce anlamlı ve cümle akşına uygun olsa bile kullanılan söz grubu deyim sayılmaz.

  • “Başını taştan taşa vurmak” deyimi “kafasını taştan taşa vurmak” biçiminde söylenemez.
  • “Tut kelin perçeminden” deyimi” kelin perçeminden tut” biçiminde kullanılamaz.

 

2. Deyimler en az iki sözcükten oluşan söz gruplarıdır. Bir sözcük tek başına deyim oluşturamaz.

  • Ağzını aramak
  • Bozuntuya vermemek
  • Fikir yürütmek
  • Ekmeğini taştan çıkarmak
  • Elinden geleni ardına koymamak

 

3. Deyimler farklı farklı söz grupları biçiminde meydana gelmişlerdir. Deyimleri oluşum şekillerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabiliriz.

  • İsim Tamlaması Biçiminde Olanlar

Ateş pahası, ekmek kapısı, balık istifi, eşek şakası, anasının gözü vb.

  • Sıfat Tamlaması Biçiminde Olanlar

Kara cahil, deli fişek, yarım ağız, püsküllü bela vb.

  • Kurallı Bileşik Sıfat Biçiminde Olanlar

Çenesi düşük, içten pazarlıklı, eli açık, maymun iştahlı, gözü kara vb.

  • Mastar Grubu Biçiminde Olanlar

Acemilik çekmek, ciğeri beş para etmemek,  suratı bir karış asılmak, iki ayağını bir pabuca sokmak, etekleri zil çalmak, göz dikmek, aldırış etmemek vb.

  • Cümle Biçiminde Olanlar

Adet yerini bulsun. Dostlar alışverişte görsün. Delik büyük yama küçük. Fol yok yumurta yok. Ayıkla pirincin taşını vb.

(Eksiltili cümle, ikileme vb biçiminde olan deyimler de vardır.)

 

4. Ne kadar fazla sözcükten oluşursa oluşsun deyimler tek bir kavramı ya da durumu karşılar. Deyimleri atasözlerinden ayıran en önemli özellik de budur. Atasözlerinin arka planında öğüt verme, ders çıkarma gibi unsurlar varken deyimler yalnızca bir durumu bir kavramı belirten anlatım kalıplarıdır.

  • Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek: Hayalcilik
  • Üstüne tuz biber ekmek: Kusuru artıracak harekette bulunmak
  • Suya götürüp susuz getirmek: Herhangi bir işte diğerini alt etmek
  • Atı alan Üsküdar’ı geçti: Fırsatı kaçırmak
  • Havanda su dövmek: Boşuna uğraşmak
  • Deveye sormuşlar: Neden boynun eğri? “Nerem doğru ki” demiş: İşin her tarafının bozuk olması durumu

 

5. Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlamlıdır, yani deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam farklıdır.

  • Küplere binmek: Sinirlenmek (Küpün üzerine oturmak anlamında değildir.)
  • Derdini dökmek: Çekilen sıkıntıların bir bir anlatılması.
  • Ayağının tozuyla: Gelir gelmez
  • Burun kıvırmak: Beğenmemek
  • Sinekten yağ çıkarmak: Olamayacak yerden çıkar sağlamaya çalışmak
  • Ağzı açık ayran delisi: Aptal aptal bakan avanak

 

6. Sayıları az da olsa gerçek anlamlı deyimler de vardır. Deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam aynıdır.

  • Çoğu gitti azı kaldı: Yapılmakta olan işin en önemli, en zor bölümü bitti.
  • İyi gün dostu olmak: Sadece iyi günlerde görünmek.
  • Kimi kimsesi olmamak: Yakını, eşi, dostu bulunmamak.
  • Yükte hafif pahada ağır: Taşınması kolay olan aynı zamanda kıymetli olan şey