Ana Sayfa Sözcük Türleri Edatlar: Özellikleri ve Cümleye Kattıkları Anlamlar

Edatlar: Özellikleri ve Cümleye Kattıkları Anlamlar

Edatlar kavram haritası
Edatlar kavram haritası

Edat Nedir? Hangi Sözcükler Edattır?

Edatlar, tek başlarına bir anlam taşımayan, fakat cümle içinde anlam kazanan, sözcükler arasında çeşitli anlam ilgileri kuran sözcüklerdir. Bu yazımızda dilimizde edat olarak kullanılan sözcüklerin hangi sözcükler olduğunu, özelliklerini, cümleye kattıkları anlamları ve bazı dikkat edilmesi gereken durumları inceleyeceğiz.

Türkçede en çok kullanılan ve sorularda da sıkça karşılaşabileceğiniz edatlar aşağıda sıralanmıştır.

EdatlarAyrılma Hâl eki ile kalıplaşmış olan edatlarYönelme Hâl eki ile kalıplaşmış olan edatlar
yalnız, ancak, sadece, sade, tek,
bir için, diye, üzere,
kadar, denli
gibi
ile
değil
-den başka
-den beri
-den dolayı
-den ötürü
-den sonra
-den önce
-den evvel
-e dair,
-e doğru,
-e değin
-e dek
-e göre
-e kadar
-e karşın
-e rağmen

Edatların Özellikleri

1- Bir edat, bir isimle öbekleşerek sıfat ya da zarf görevi yapabilir.

ÖRNEĞİN;
Aslan gibi
delikanlı, baksanıza…(Sıfat öbeği)
(İsim)(edat)

2- Edatlar iyelik eki aldıklarında ad gibi kullanılır.

ÖRNEĞİN;
O kadarını herkes biliyor.
Bunun gibisini bulamazsınız.

3-Edatlar tek başlarına ya da başka sözcüklerle öbekleşerek  nesne, tümleç, yüklem göreviyle kullanılabilir.

ÖRNEĞİN;
Bu kadarını beklemiyorduk. (Belirtili Nesne)
Yaşlı kadın çocuk gibi ağlıyordu (Zarf Tümleci)
Denize bakan evler gibiydik seninle. (Yüklem)

4-Edatlar cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma veya bozulma meydana gelir. Bağlaçlardan ayrılan önemli bir özelliği budur. Bağlaçlar cümleden çıkarıldığında anlamda bozulma meydana gelmeyen sözcüklerdir.

5-Bazen isim tamlamasında tamlama unsurundan biri olabilir.

ÖRNEĞİN;
Onun kadarını kimse görmemiştir. (Tamlanan)

6-“Yalnız, ancak, karşı” gibi bazı edatlar başka sözcük türleri olarak da kullanılabilirler. Bu sözcüklerin türünü belirlemek için cümlede kazandıkları anlamlara bakmak gerekir.

ÖRNEĞİN;

O kitap yalnız bende var. (Edat)
Yıllardan beri yalnız yaşıyor. (Zarf)
Gelsin; yalnız kardeşini getirmesin. (Bağlaç)
İşimiz sabaha ancak biter. (Zarf)
Karşı kaldırımda bekliyordum. (Sıfat)

“yalnız, ancak, sadece, tek, bir” edatları

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Hayatı boyunca yalnız ailesi için çabaladı. (sadece)
  • Yüreğim sadece senin için atıyor. (bir tek)
  • Bu yoğunlukta ancak iki bardak çay içebiliyorum. (en fazla)
  • Barajlardaki su ancak bir sene yeter. (en fazla)
  • Seni ancak ben mutlu edebilirim. (sadece)
  • Daha çok işimiz var, yola gece ancak çıkarız. (ihtimal)
  • Müzik konusunda bir onu örnek alırım. (sadece)
  • Balkonu çiçeklerle donatan tek bizdik. (sadece)

KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR

  • Yalnız ve ancak edatı diğer sözcük türleri ile karıştırılabilmektedir. Bu sözcüklerin edat olup olmadığını anlayabilmek için yalnız veya ancak sözcükleri yerine “sadece” kelimesini getirebilirsiniz. Cümlenin anlamında bir bozulma olmuyorsa sözcüğün edat olduğunu doğrulamış olursunuz.

ÖRNEK:
İstanbul’a kadar yalnız onu görmeye geldim. (Edat)
İstanbul’a kadar sadece onu görmeye geldim. (Edat)

  • Yalnız veya ancak kelimeleri yerine “ama, fakat” getirilebiliyorsa bu sözcükler edat değil bağlaç olur.

ÖRNEK:
İstanbul’a kadar geldim; yalnız sen görüşmek istemedin. (Ama, fakat = Bağlaç)

  • Yalnız sözcüğü eğer bir ismi niteliyorsa sıfat, bir fiili veya fiilimsileri niteliyorsa zarf olarak görev yapar.

ÖRNEK:
İstanbul’a kadar yalnız geldim. (Nasıl geldim? Yalnız = Zarf)
İstanbul’a yalnız bir hayat sürmeye geldim. (Nasıl hayat? Yalnız = Sıfat)

  • Bir ve tek” kelimeleri de sıfat ve zarf görevlerinde kullanılabilir. Bunlar da “sadece” anlamını taşıdıkları takdirde edat olurlar.

ÖRNEKLER:
Tatile tek onunla giderim. (Sadece = Edat)
Tek kişilik odada kalmak istediğini söyledi. (Sıfat)
Gece vakti sokağa tek çıkmaktan korkmuyordu. (Fiilimsiyi niteleyen zarf)
Bir saatte iki kilometre yol alamadık. (Sıfat)
Yaptıklarını bir bir söyledi. (Nasıl söyledi? Bir bir = zarf)

“için, üzere, diye” edatları

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Bu edatlar cümlede -“amaç, maksat, koşul-şart, neden, özgüleme, görelik, karşılık, hakkında, gibilik” anlamlarını sağlarlar.

ÖRNEKLER:
Para kazanabilmek için başka işler yapmaya başladı. (amaç)
Okumak için gittiği şehirden hemen sıkılmıştı. (maksat)
Finale çıkabilmen için şarkıyı çok güzel söylemelisin. (koşul-şart)
Annesini ziyarete gidemediği için kendini kötü hissediyordu. (neden, sebep)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgüleme)
Senin için her şeye katlanırım. (uğruna)
Senin için her şey çocuk oyuncağı zaten. (görelik)
Onun için pek iyi şeyler söylemediler? (hakkında)
Bu ev için ne kadar kira ödüyorsun? (eve karşılık)

Faturaları yatırmak üzere bankaya gidiyorum.  (amaç, için)
Arabayı haftaya getirmek üzere kiralayabilirsin.  (koşul-şart)
Yemeği hazırlayın, misafirler gelmek üzere. (zamansal yakınlık)
Anlaştığımız üzere kimse ses çıkarmayacak. (gibilik)

Sınavı kazanayım diye çok yoğun çalışıyorum. (amaç)
Kar yağıyor diye sobayı yaktı. (neden)

KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR

Senin için fesat! (İsim)
İçinden bir şeyler geçiriyordu. (İsim)
İçin için kan ağlıyorum. (Nasıl ağlıyorum? İçin için = Zarf)
Senin için bu dünyanın ipini çekerim. (Edat)

“ile” edatı

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Cümlede “neden, araç, beraberlik, alet, zaman” anlamları kurar.
  • “i” sesi düşerek “-le, -la” şeklinde sözcükle birleşik şekilde de yazılabilir.

ÖRNEKLER:
Havanın temizliğiyle kendinden geçti. (neden)
Özel arabası ile Kırşehir’e kadar yol aldı. (araç)
Onunla Sezen Aksu konserine gittim. (beraberlik)
Tabloyu duvara çivi ile asabilirsin. (alet)
Yazla birlikte havuzlar da doldu taştı. (zaman)

KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR

Edat olan “ile” ve bağlaç olan “ile”yi karıştırmamak gerekir. Cümledeki ile kelimesinin yerine “ve”  getirdiğinizde anlamda bozulma olmuyorsa ile kelimesi bağlaç; getiremiyorsanız, bozulma oluyorsa edattır.

ÖRNEK:
Müzik ile edebiyat onun vazgeçilmezleriydi. (müzik ve edebiyat = Bağlaç)
Müzik ile ruhunu dinlendirebiliyordu. (Edat)

“kadar, -e kadar, denli” edatları

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Bu edatlar cümleye “eşitlik, karşılaştırma, benzerlik, ölçü yaklaşıklık,” anlamları katar.

ÖRNEKLER:
Ben de senin kadar gitar çalabiliyorum. (eşitlik)
Melekler kadar güzelsin. (benzerlik)
Üç kilo kadar su içmelisin. (ölçü, aşağı yukarı)
İki güne kadar haber verecekler. (yaklaşıklık)
Gitmeseydin belki midem ağrımazdı bu denli… (ölçü, kadar)

KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR

  • Kadar edatı yanındaki kelimeyle birlikte kullanıldığında isim, sıfat ya da zarf öbeği oluşturur. Bu durumda cümlede yine edat görevindedir; fakat öbekleştiği kelime ile beraberken isim, sıfat veya zarf olarak nitelendirilir.

ÖRNEKLER:
Uyumuş kadar dinlendik. (zarf)
Güneş kadar yakıcılığı var. (sıfat)
Ben ondan bu kadarını beklemiyordum. (isim)

  • İsim tamlamalarında  tamlanan olarak görev yapabilir.

ÖRNEK:
Görgüsüzlüğün bu kadarı da fazla.  ( tamlanan görevindedir.)

“gibi” edatı

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Gibi edatı cümleye eşitlik ve benzetme anlamları katar.

ÖRNEKLER:
Annesi gibi güzel yemekler yapabiliyordu. (eşitlik)
Zeytin gibi simsiyah gözleri vardı. (benzerlik)

NOT: “-ce, -imsi, -cesine, -cileyin” ekleri “gibi” edatı anlamını veren eklerdir.

ÖRNEKLER:
Çocukça davranma (çocuk gibi)
Kadifemsi bir kumaş aldım (kadife gibi)
Uçarcasına gitmelisin (uçar gibi)
Sencileyin güzele bencileyin yar gerek. (Senin gibi, benim gibi)

“(-den) dolayı, (-den) ötürü” edatları

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • Bu edatlar –den, -dan ayrılma hal ekiyle birlikte kullanılarak cümlede neden-sebep anlamı sağlarlar.

ÖRNEKLER:
Burnundaki eğrilikten dolayı rahatça nefes alamıyordu.
İşini sevmediğinden ötürü her gün mutsuzdu.

NOT: “-den” hal eki tek başına sebep anlamı taşıyabildiği için, dolayı veya ötürü kelimesi ile birlikte kullanılması anlatım bozukluğu olarak değerlendirilir.  Sebep anlamı sağlamak için sadece “-den” hal eki kullanılması yeterlidir.

ÖRNEKLER:
En sevdiği arkadaşı uzaklarda olduğundan  dolayı kendini çok yalnız hissediyordu.
Eve geç kaldığından dolayı babası ile tartıştılar.

“-e doğru” edatı

CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR

  • -a, -e yönelme hal ekiyle birlikte kullanılarak cümlede yön-yer anlamı sağlarlar.

ÖRNEKLER:
Annesine doğru koşar adımlarla geldi. (Yön)
Aldığı hediyeyi masaya doğru fırlattı. (Yer)

KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR

  • Edat olan “doğru” kelimesi ile isim, sıfat veya zarf olabilen “doğru” kelimelerini karıştırmamak gerekir.

ÖRNEKLER:
Doğruyu söylemediği gözlerinden okunuyordu. (isim)
Doğru eşi seçmek için uzun yıllar harcadı. (sıfat)
Doğru yürümediğin için elendin. (fiilimsiyi niteleyen zarf)

Genellikle bağlaçlar ile karıştırılabilen edatlar; bağlaçların aksine, cümledeki unsurları birbirine bağlamaz, onlarla anlam ilişkisi kurarlar. 

12 YORUM

  1. harıka gercekten sunu sormak ıstıyorum edatla ılgılı tdk da bır degısıklık oldu mu ”ıle”ozellıkle cevaplarsanız sevınırım sımdıden tesekkur ederım

Görüşlerini ve Sorularını Bizimle Paylaşabilirsin

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz

Exit mobile version